Merkez Bankası’nın 50 baz puanlık faiz indirimleri ile alakalı beklenti, otomotiv sektörü tarafından yeterli bulunmuyor. Faizlerin otomobil satışlarını doğrudan etkilediğini söyleyen Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, Ülkemizde enflasyonun düşme eğilimi gösterdiğini, yükselişin parametrelerinin ve petrol fiyatlarındaki düşüşün cari açığa yapacağı katkı göze alındığında faizleri daha da aşağı seviyelere çekebilecek bir çalışma beklentisi içerisinde olduklarını belirtti.

Merkez Bankası’nın yakın tarih içerisinde 50 baz puan kadar yapabileceğini beklediklerini söyleyen Aybar, “Ancak bu 50 baz puan otomotiv kredilerinde varlığını çok fazla gösteremeyecek. Bunun aslında küçük bir riskli boyutu da var. Faiz indiği zaman dövizin çıkmış olması maliyet açısından ele alındığı zaman olumsuz bir durum oluşturuyor. Fakat genel olarak 200 baz puanlık bir indirim olursa otomotiv sektörü açısından bu indirimi çok daha derinden hissedebiliriz. Ucuzlayan faiz oranları, kredi maliyetinin düşmesi anlamına geliyor. Önemli olan nokta Türkiye’nin hedef olarak belirlemiş olduğu doğrultuda yükselişini sürdürmesidir. Böylelikle kişi başına düşen milli gelirimiz de artış gösterecektir. Milli başı gelirin yükselmesi demek de otomobil satışlarının artması anlamına gelmektedir. 2003 yılından sonra 5 yıl boyunca çok iyi yükseliş yaşadık ancak 2008 yılından sonra milli gelir oranlarında herhangi bir artış yakalayamıyoruz. Seçimlerden sonra kişi başı milli gelirin yükseleceği bir döneme geçiş yapmayı bekliyoruz.” dedi.

2015 Yılında Yükseliş Devam Edecek

Fosil yakıta sahip otomobillerin üretiminde 70 yıllık büyük bir gecikmenin Türkiye’yi montaj ekonomisine yerleştirdiğinin altını çizen Aybar, ülkemizin elektrik motorlu otomobil teknolojisinin üretimini yapabilen bir ülke şekline girdiğini söyledi. Aybar sözlerine şöyle devam etti, “Yüksek kalitede elde edilen üretime bakıldığı zaman Türkiye’nin kendi otomobilini elde etmesi konusunda herhangi bir problem gözükmüyor. Ülke olarak problemimiz bu otomobilleri hangi bölgelere satacağımız konusunda yaşanıyor. Dünya çapındaki pazarların büyük bir kısmını 10 marka yönlendiriyor. Gelişmekte olan ülkelerden büyük çıkışlar yakalayan ufak markalar da bulunuyor. Ancak bu markalar ile alakalı yapılan araştırmalardan görülüyor ki gelişmiş ülkelerin pazarlarında yalnızca %1’lik bir yer alabiliyorlar. Satışınızı yapamadığınız sürece markanızın geleceğini güven altına alabilmesi mümkün değildir. Otomobilin üretim süreci ve satış sürecine gelebilmesi maliyet olarak 1 ve 1.5 milyar Euro civarında oluyor. Bir yılda 88-89 milyon adet otomobil satışı gerçekleşen bir dünyada elektrik motorlu araçlara dönüşüm başlıyor.” dedi.

Dünya otomotiv sektörünün yükselişini devam ettirebileceğini vurgulayan Aybar, Türkiye’nin adım atacağı yeni yatırımlar ile birlikte daha fazla sayıda ve çeşitte otomobil üretebileceği hale gelmesinin mümkün olacağını söyledi. İbrahim Aybar, “Ülkemizi dünya çapında üst seviyelere taşıyacak olan bu konu son derece kritik bir konudur. Umarım bu yıl seçimlerden sonra artık uzun vadeli ekonomik dönem içerisinde, daha fazla yeni yatırım gerçekleştirerek yerli araç çeşitlerini üretebilecek hale geleceğiniz” diye konuştu.

Renault’un 2014 yılında tüm hedeflerini gerçekleştirerek yılı noktaladığını belirten Aybar, binek otomobil satışlarında en yüksek pazar payına sahip olduklarını ve yerli Fluence’ın Türkiye’de en fazla satılan otomobil modeli olduğunun altını çizdi. 2015 yılında daha büyük gelişmeler yaşayarak yükselişlerini sürdüreceğini söyleyen Aybar, “Yükselişimizi sağlayabileceğimiz ürünlerimiz mevcut. Geçtiğimiz yıllarda çok ciddi bir ürün yelpazesi geliştirdik. Artık markamızın kimliği yepyeni bir imaja bürünmüş oldu. Teknoloji konusunda çalışmalarımızı hızlandırarak dünyaya ayak uydurmayı başardık. İnsanlara otomobilleri içerisinde online olabilme, mail kullanımı, sesli iletişim gibi ekipmanlar sunarak herkesin ihtiyaçlarına ve isteklerine cevap vermeye çalışıyoruz. Çalışmalarımız hız kesmeden bu yıl da devam edecek” dedi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here